Günün Sözü :  Sitemize Hoşgeldiniz Gılaniler Web Sitesi Köyümüzün Tanıtımı Görevi Üslenmiş Bir Sitedir. Herşey Unutturmamak Adına   
PİR SULTAN ABDAL

pir_sultan.jpg

YEDİBÖLÜK KÖYÜ

Kapat AA...ÖNSÖZ

Kapat ANILARLA SİFON

Kapat AĞIT

Kapat DİL

Kapat EĞİTİM

Kapat GELENEKLERİMİZ

Kapat GENÇLİK ETKİNLİĞİ

Kapat GENÇLİĞİMİZ

Kapat GURBETTEKİLER

Kapat GÖRÜŞ

Kapat HARİTA

Kapat KAYIPLARIMIZ

Kapat KUSPO 3,6 HAZİREN 2010

Kapat KUSPO VİDEOLARI

Kapat KÖY RESİMLERİ

Kapat KÖY VİDEOLARI

Kapat KÖYÜMÜZÜN OZANLARI

Kapat KÜLTÜTÜMÜZ

Kapat KÜRT SORUNU

Kapat NUFUS

Kapat PROJELERLER

Kapat SANAT

Kapat SEMTLARIMIZ

Kapat SOYAĞACIMIZ

Kapat SİFONDA DEDELİK

Kapat TARİHİ BELGE

Kapat TARİHİMİZ

Kapat TARİHİMİZDE İZBIRAKANLAR

Kapat YAZ ETKİNLİKLERİ

Kapat YORUM

Kapat YÖRESEL ATA SÖZLERİMİZ

Kapat YİTİRDİKLERİMİZ

Kapat ÖYKÜLER

Kapat ŞADİ AŞİRETİ

Kapat ŞİRANIN KÖYLERİ

ALEVİ YOLU VE ÖRETİSİ

Kapat ALEVİ PİR VE ERENLERİ

Kapat ALEVİ DERGAHLARI

Kapat ALEVİ OCAKLARI

Kapat ALEVİ SÖZCÜĞÜNÜN KÖKENİ

Kapat ALEVİ ÖĞRETİSİ

Kapat ALEVİLİKTE KURBAN

Kapat ALEVİLİĞİN GİZLİ TARİHİ

Kapat ALEVİLİĞİN TARİHSEL BOYUTU

Kapat AYİN-İ CEM

Kapat BATAL GAZİ

Kapat BOZ ATLI HIZIR

Kapat BÜYÜK OSMANLI YALANI

Kapat CEM VE 12 HIZMET

Kapat DERGAH DEVLETLERİ

Kapat DİL KURUMUNCA ALEVİLİK

Kapat EHL-İ BEYT'LER ALEVİMİ

Kapat HACİ BEKTAŞ VBELİ

Kapat LUVİ`LER ALUVİLER

Kapat OZANLARIMIZ

Kapat TURNA KUÇU

Kapat TURNA KUÇU SÜRATINDA MURŞİT

Kapat VARİDAT

Kapat YAS-I MATEM

Kapat YEDİ ULU ALEVİ OZANI

Kapat İNAÇ BOYUTUYLA ALEVİLİK

SPONSOR
SAYAÇ

   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

TAKVİM
GAYETE
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
3 Katılımcılar
İNFO
SİFONDA DEDELİK - Sifonda Dedelik
SİFONDA DEDELİK KURUMU VE ŞADİ AŞİRETİ.

Tarihteki en büyük alevi katliyamında sorumlu Yavuz Selim 1514 Çaldıran Savaşı öncesinde kelimenin gerçek anlamıyla 7’den 70’e onbinlerce insanın salt Alevi oldukları gerekçesiyle katledilmesi yönünde buyruklar vermiştir. Resmi tarihler bu sayının 40 bin ila 90 bin arasında olduğunu kaydetmektedirler. Alevilere yönelik katliam politikası Kanuni ve sonrasında da bütün hızıyla –tabi Osmanlının gücü varsa- devam etmiştir. Osmanlı iktidar çevreleri ısrarla “Alevilerin İslamiyetten saptıklarını” söyleyerek bu gerekçeyle katllerinin vacip olacağı sonucuna varmışlardır. Onlara göre Aleviler yani tarihteki adıyla Kızılbaşlar-Rafiziler cem yapmakta, semah dönmekte, kadınlı erkekli bir arada bulunmakta, deyişler söylemekte, bağlama çalmaktadırlar. Tüm bunların İslamiyet ile bağdaşması mümkün değildir. Camiye gitmeyen, namaz kılmayan, Ramazan’da oruç tutmayan bu insanların İslamiyetle bir ilişkisi kalmamıştır. Osmanlının katliam politikalarının zaman zaman “ikna” politikalarıyla de desteklendiği görülür. Katletmekle Alevilerin kökünü kurutamadığının farkına varan Osmanlı Alevileri Alevi olmaktan çıkararak Alevi sorununu çözmenin daha kolay olacağının farkına varmıştır. Bu tutumun adı asimilasyondur.
Anadolu nüfusunun 1500’lerin başında büyük oranda sünni olmayan insanlardan oluştuğu birçok belgede kaydedilmektedir. Osmanlı Şeriatı ancak bazı büyük ve merkezi Osmanlı kentlerinde kendisini var edebilmiştir. Bunun dışında Anadolu kırında şeriatın izine dahi rastlanmaz. Bu durum göz önüne alındığında Osmanlı’nın asimilasyon politikasında oldukça başarılı olduğu söylenebilir. Osmanlı şeriatı kılıçla, katliamla yapamadığını “ikna” yoluyla başarmıştır. 16.yüzyılın başında 10 milyonluk Anadolu nüfusunun 8 milyondan fazlası şeriat dışı inanç sahiplerinden oluşurken 20.yüzyılın başında bu oran tam tersine dönmüştür. Osmanlı padişahlarına akıl veren şeriat alimleri kılıçla insanları yola getirmenin imkansızlığını fark eder etmez ikna yolu ve bunun araçlarını gündeme getirmişlerdir.
17.yüzyılın başında padişaha sunulan bir fetvada / raporda Alevilerin nasıl asimile edileceği açıklanır. Buna göre:
1.Alevi köylerine acilen camiler yapılmalıdır.
2.Şeriat konusunda bilgili, azimli hocalar bu köylere tayin edilmelidir.
3.Bu köylerde şeriatı öğretecek mektepler açılmalıdır.
Bu gösterilen asimilasyon edimleri / talimatları son derece dikkat çekicidir.
Çünkü burada asimilasyon için önerilen yöntemler birkaç yüzyıl arayla yeniden yeniden gündeme gelmiştir.
Günümüzde de bu yöntemin aynı şekilde sürdürülüyor olması Osmanlı anlayışından esaslı bir kopuş olmadığı tam tersine sözkonusu olan Aleviler olduğu zaman aynı yaklaşımın varlığını sürdürdüğüdür. 12 Eylül dönemi bunun tipik bir gerçekleşme zamanıdır. Bu dönemde Osmanlı kafası yeniden işlemeye başlamıştır. Alevi köylerine zorla cami yapılması, bu camilere sünni hocaların tayin edilmesi, köylülerin namaz kılmaya zorlanması, alevi çocuklarını da içeren zorunlu din dersi uygulaması adeta yüzyıllar öncesini yeniden hortlatmıştır.
Anadolu Aleviliği'nin sosyal ve dinsel yapılanmasında temel öneme sahip kurumlardan en önemlisi "Dedelik Kurumu"dur. 19. Yüzyıl sonlarında Anadolu'da yaşanan sosyo-ekonomik dönüşüm ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması sonrası giderek artan oranda yaşanan kırdan kente göç olgusu nedeniyle, zayıflamış olan bu kurum, Anadolu'da Aleviliğin günümüze ulaşmasında birinci derecede rol oynamıştır. Bu bakımdan Anadolu’da Alevilik konusunun anlaşılabilmesinde bu kurum anahtar role sahiptir dersek fazla abartmış olmayız. Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ve cumhuriyeti kuran kadronun sosyo-ekonomik yapıyı dönüştürmek için yaptıkları yapısal müdaheleler sonucunda Ocak Sistemi ve Dedelik Kurumu giderek zayıflamaya başlamış, bugün artık işlevsiz ancak temsilcilerinin yani Dedelerin ve Taliplerin ismen varolduğu bir durum ortaya çıkmıştır.Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşadığı sosyo-ekonomik değişim sürecinde Ocak Sistemi işlevsiz hale gelmiş, Ocak Sisteminin temel unsuru olan Dedelerin işlevleri giderek yeni sosyal kurumlarca özümsenir olmuştur. Bugün içinde bulunulan durum bu kurum bakımından da bir geçiş aşamasını simgelemektedir. Eski etkili işlevlerine kavuşmaları olanaksız olan bu kuruma bugünün toplumsal yapısının ne gibi roller vereceğini veya işlevsiz tarihe malolmuş bir kurum halini alıp almayacağını zaman gösterecektir. Sifonde bu üç gelişim süreci yani katliyam, asimlasiyon, ve ekonemik gelişimin gertırdığı tablo sonucunda dedelik kurumu giderek işlevsizleşmiştir. Bu gün dedelerımızın kaldığı Çamyurdu malesi tam anlamiyle bir viraneyı andırmaktadır. Diğer mahlelerde bir kaç ev varken Çamyurdunda hiç bir şey yanı kelimenın tam anlamiyle taş üstünde taş kalmamiştır.

ŞADİ AŞİRETİ.

Yedibolük köyü şadi aşiretindedır bu aşiret kürt ve alevidir. Aşiretimiz kürtlerın anadoludaki en büyük aşiretındedır. Hata bazı kaynaklarda Türklerin anadoluya girişine 70 bin kişilik bir kuvetle destek vermiştir. Şadi aşireti gerek osmanlı gerekse cummürriyet tarihi boyunca çıkan isyanlara katılmadıkları için devlet tarafında çeşitli yerlere yerleştırılmiş ve devletin güvenini kazanmiştir. Bu anlamda anadolunun her yerine dağıtılan Şadiler aslında devletın bu asimlasiyon politikaların soncunda büyük bir kesmi asımla olmuştur. Şiranda yaşiyan şadiller, Başta Sifon, Daribük, Eldiği, Tebedam, Susuz. Balhasar köylerıdir.
Şadıllı aşireti yedi boya ayrılıyor. (7 kardeş hikayesi)Şadıl aşiretinde olan Karayaprak köy, derneğinin yapmış olduğu bir araştırma göre aşiretimizin boylarını.
1-Bilican Aşireti yani Sağiler
2-Berliki Aşireti yani Çelğikiler
3-Gıresun Aşireti yani Gebikanlar
4-Kobatan Aşireti yani Şatiriler
5-Botukan Aşireti yani dıznabotlar
6-Butikan Aşireti yani Sefikanlar
7-Giriyan Aşireti yani Gulikanlar
Bu boyların isimleri Erzincan Refahiye ilçesine bağlı Orçul Gümüşhane Şirana bağlı bazı köylerde mevcuttur. Bu yukarıda yazdığım aşiret boylarının konuşma dili lehçeleri aynıdır.

BAŞLICA KONUŞMA DİLLERİ.

1-Kürtçe 2-Azerice 3-Farsça 4-Dersimce konuşma dileri vardır
Şahdililer Anadoluya gelen en büyük gurubu Bingöl iline bağlı Kiği ilçesine Gırı Gakvin eteklerine kaymış ve bu yerde yerleşmeye çalışmışlar bu kezde o bölgeye o tarihte hakim Ermeni saldırısına uğramış ve aşiret reisleri Bağın Kalesinde zindana atılmışlardır .Ancak o tarihlerde o bölgeye yakın ve bugünde Elazığ ili Karakoçan ilçesinebağlı [Delikan] köyünü kuran ve yerleşen Seyit Nuri Cemalettin [Halk arasında Cemal Abdal]olarak bilinenzat tarafından kurtarılır Şahdililer Cemal Abdala ikrar verip talibi olmuşlardır.
Şahşadılılarla ilgili bilgilerde bunların Anadoludaki en büyük aşiret boyların olduklari ve Türkiyenin pek çok iline dağılmışlar.

ANADOLUDA ŞADİLİ AŞİRETİ TARİHÇESİ.

Artık Kiği bölgesine yerleşmesinde engel kalmayan Şahdililer bu bölgede bir çok yerleşim birimi kurup buraya yerleşmişler ,bu yerleşim birimlerinden biride Bilican Köyüdür daha sonraları bu yöreden ayrılıp başka yörelere giden halkada Bilican`lılar denilmiştir temelde bu insanlar birbirine bağlı Şahdili Aşireti kolundandırlar.Şahdililrin Seyit Nuri Cemalettine ikrar vermeleri de kendilerini mucizatı ike Bağın zindanlarından kurtarmaları nedeniyledir o tarihten bu yana Şahdililer Cemalabdala biat edip talip olmuşlardır.
Bu bilgiler tamamen Seyit Cemal {Cemal Abdal`ın} seceresine dayalıdır, söz konusu secere Cemal Abdal `ın türbesinin ve ocak evinin bulunduğu Delikanda köyündedir bu secere Selçuklu İmparatoru Alaatin Keykubat tarafından da turası ile mühürlenerek onaylanmıştır.
Bilicanlılar daha sonraları çeşitli nedenlerle bir kısım halk Bilican köyünden göç ederek başka bölgelere gidip yerleşmişlerdir Karayaprak köyüde bunun bir örneğidir.
Anadolu Alevi ocaklarının Horasan’dan geliş yollarının Sürmeli Çukur-Aras boyları olduğu kesinleşir.
Bu şu demektir ki Malazgirit’ten önce Şadılılar Anadolu’ya gelmişlerdir.Şadılı köylerinin bugün Anadolu’da olanları aşağı yukarı şunlardır:
Tunceli-Malazgirt’te Muhundu,Canik,Kırzi,Dırban,Hivedan,İsnis köyleri,
Erzincan-Ilıç’ta Kırzi köyü Tercan’da Keşan komu,Sivas-Kangal’da Yellice köyü,Varto bölgesinde Şahdeli adıyla tanınan bir aşiretin Şadılı
kökeninden olduğu ve Alevi inancında bulunduğu bölge tarihinde anlatılmaktadır.
Elazığ,Tunceli,Bingöl ve Diyarbakır bölgelerinde ise Kubathan,Okçiyan ,Kimsoran,Cunan,Zimtek oymakları ve doğrudan doğruya Şadılı adını taşıyan bir oymak vardır.Bu son oymak Kiğı’ya bağlı Yazıcıoğullarının korumasında 60 köylük bir yerleşim durumundadır.
Azerbaycan Şadılılarının bir kesimi daha sonraları Irak bölgesine gitmişler ve oralarda yerleşmişlerdir.
Irak Selçuklularının ünlü atabeki Selahaddin Eyubi de bu soydandır .
Ancak Selahaddin Eyyubi`nin aslında bu oymağın kurucusu Şadi`nin değil de daha sonraki Şadi `nin torunu olduğu da tarihler nedeniylede kesindir.

ŞADİLERİN BAĞLI OLDUĞU PİR CEMAL ABDAL HAZRETLER TÜRBESİ.

Selçuklu döneminde 1160-1230 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Pir Cemal Abdal Orta Asya' dan Anadolu'ya gelen Yesevi şeyhlerinden biridir. Anlatılan rivayetlere göre Mevlana Celalettin Rumi'nin babası Bahaeddin Veled 'le birlikte Belh yöresinden kalkarak önce Erzincan'a daha sonra, Pir Cemal Abdal'la aynı oymaktan olan Okçu Yusuf ve kardeşleri
Hamza, Bahadır, Çakabey, Kızıl ve Şevti ile birlikte bugünkü Okçular Köyüne geldiği ve buraya yerleşmelerine ise Sultan Alaaddin Keykubat'ın aracılık ettiği söylenir. Pir Cemal Abdal'ın Üçbudak Köyü'ndeki ev kalıntısından kalan izlere halen rastlamak mümkündür.(Devletın kaynaklarına göre) Karakoçan ilçesinin kuzey batısında bulunan Üçbudak Köyü'nde medfundur. Mezarı son yıllarda mermer bir sanduka içine alınmıştır. Bu mermer sandukanın etrafı demir bir kafesle çevrilidir
Cemal Abdal Ocağı Elazığ Karakoçan’da Madran ile Delikan Köylerinin arasında bulunmaktadır.( alevi kaynaklarına göre) İki türbe vardır. Büyük Cemal Abdal ve Küçük Cemal Abdal türbeleri. Şadılı Aşireti’nin bir bölümü bu ocağın talipleridir. Cemal Abdal Ocağı Dedelerinin mürşidleri ise Ağuiçen Ocağı Dedeleridir. Tunceli ili Mazgirt ilçesi’de bulunan Kızılkale Köyü’nde de bu ocağa mensup Dede aileleri bulunur. Cemal Abdal, Derviş Cemal ve Seyyid Nuri Cemaleddin’in aynı kişi olduğu ifade edilmektedir.

Not: Çalişma aşamasında olan şadi aşiretimizin, Anadoluya geliş dönemi ve nerden geldikleri konusu olacaktır. Aslını inkar eden haramzadedır. Geçmişi unutturmamak adına.


Kurulum Tarihi : 21/02/2008 @ 21:50
Son Güncelleme : 19/07/2013 @ 23:24
Kategori : SİFONDA DEDELİK
Sayfa Oku 2521 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır


react.gifBu Makaleye Verilen Cevaplar


Cevap #5 

yapımcı: alisan 10/01/2009 @ 23:15

Bu tür yazıların kaynakları genelde, 1933 te Erzincan valilğini yapan Ali kemal'ın araştırmalarından alındığını heman farkedebiliyoruz.O, dönem Ali kemal, birçok kürt köylerini de türk sayarak, kürtlerin nufusunu mümkün olduğu kadar az göstermeye özen göstermiştir.. Diğer yanıyla,Alevilerin (kürt alevilerinin)ocaklarını tanıtırken, yine bazı yanlış yönlendirmelerde bulunup, bazı önemli ocakların Türkmen olduklarının tespitini yapiyor. Her şeye rağmen; bazı konuları yine de tartşmaya açık birakıp, bir nevi araştırmacı dürüstlüğünü de ortaya koyduğunu söylemek lazım.
Ama Ali kemal'in göstermiş olduğu dürüstlüğü ne yazıkki, dersim hiçir zaman kürt olmadı diyen, Rıza Zelyurt, İzzettin doğan ve bazıları gösteremiyorlar. Amaçları; Alevi kütlerin varlığını inkar edip, var olan Aleviliğin,Türk aleviliği olduğuna toplumu inandırmaktır.Çarpıtmalar bunla da sınırlı değil: Şadıllı aşiretinin yarısından fazlası alevi olup, önemli bir kesimi de sunnidir.her ikisinin dilleri kurmancidir.Buna rağmen, orta asyadan geldiklerini söylemek, tam bir bilinç bulanıklılığıdır.Ahmedi yasevi Türk evliyasıdır.kürtçe bilmiyordu.Alevi kürtler mezopotamyanın yerleşik halklarıdır..

Cevap #4 

yapımcı: Engin 01/05/2008 @ 22:37

Gelenek ve göreneklerimizi özümüze özgü bir tarzda irdelediğimizi söyliyemiyorum.
Yalnız bu site de değil, diğer derneklerde, ve toplantılarda ayaküstü sohbetlerinde ve bileşenlerde  edindiğim duyum ve varılan sonuçlarda hep eksik ya da yanlış bilgilerle toplumumuzu avutuyoruz.
Sifonda dedelik kurumu; diğer içanadolu ve önasya diye de adlandırılan bölgedeki kızılbaş kürtlerin  aneneyi inanç ve görenekleriyle kısmen veyahut bazıları tamamen aynı şekilde icra edildiğini tv larda ve yazılı belgelerde öğrenebiliyoruz. Zaten en iyi araştırma tarzı da, '' araştırma çalışmalarını karşılaştırarak, süzgeçten geçirme yöntemidir.Alevilik; Kürt ve Türkmen toplulukları arasında paylaşılan bir dizi inaçlar ve kültürler kültüdür. keza Kızılbaşlıkta ayni şekilde, yalnız ca bir millete mahsus olan özel  bir olgu değildir. Tük'ün de kızılbaşı var, kürt'ün de ve ermeni ile diğer hıristiyan toplumlarda da kızılbaşlık izleri bulunmaktadır.Zerdüştlük, Alevilik, Kızılbaşlık, Ezidilik, Mazdekilik, rafizilik, ve dürzilik vb birçok isim altında Hetorodoks, ( yasaklı inançlar) kategorisine giren  şartlara göre yari tasavvuf-i dinler  ve mezhepler inançlar topluluğudur. bazı devletlerde tamamen yasaklı olduğu için, İslamiyeti korku belasından ötürü kabullenip, ama gizlice öz dinlerini ve kültürlerini sürdürebilmişlerdir. Bunlar bilinen gerçeklerdir. Ancak değinmek istediğim konu bunlar değildir; şayet vurguladığım bu başlıklar altında olsa bile ,bunları çok etraflı irdeliyebiliriz. Umarım burayı merak edip yurumlayan ve cevap veren arkadaşlarımızla, daha detaylı araştırmaları karşılaştırıp, bilgi alışverişinde bulunabiliriz.
Bu yazıda anladığım şudur: Sifon bir Alevi  köyü ve kürtçenin dışında Farsça, Azerice arapça  zazaca vb lehçeleri konuşan bir köydür deniliyor.
Diğer yanıyla; Şadilli aşiretini tanımlarken ya da kökenine değinirken; habire zoraki bir giriş kapısından sokulmaya çalışılmıştır.
Nerden çıkarıyorsunuz bu girişleri vs Anadoluda yerleşik bütün milletlerin kökeni illah ta Ortasaydan ve horesandan gelmesi mi gerekiyor?
Gerek şadililerin ve gerekse erzincan da Balibanların tarihi taa, mö 500 yıllarında varoldukları söylenmekdir. Bunların kökeni kürt veya zazadır, her neyse. keza bahsi geçen aşiretlerin tarihleri, Türklerin geliş tarihlerinden çok öncelerine tekabül ediyor ve aynı zamanda bölgenin esas yerleşik halklarıdır.
Bir çırpıda götürüp daha dün gelmiş 1071 li yılara ve daha sonralarına uydurma geliş senaryolarını yazmak gerçekle bağdaşmayan savlardır.
Burda yerleşik  bir halkın tarihini ve ana yurdunu, başkasınınkiyle aynılaştırmak ve geldi kondulaştırmak ta , asimlasyonun diğer  adıdır. Asıl tehlikeli olan da böylesidir: kendi kendimizi asimile ediyoruz demektir.
Kısaca, Türkler  Anadoluda  en  son olarak medeniyet  kuran bir millettir. Önceleri Kürtler ve ermeniler olmak üzere  birçok medeniyet kurulmuş yıkılmış ya da yenileriyle bütünlük sağlayıp  evrim geçirmişlerdir.

Not: Horesan dan 1293  yıllarından itibaren, Anadoluya gelmiş bazı kürt ve türkmen aşiretlerin yerleşmesi Hacı Bektaş-ı Velinin müritleri ve taraftarlarıdır. Bilindiği gibi bunların sayıları da çok sınırlıdır. Zaten gelişleri  esnasında, Erzincan, dersim, Sivas ve içanadolunun bazı yörelerine seyit, rehber vs bir nevi misyoner göreviyle gizli dinler ve tarikatların önde gelenleriyle irtibata geçip, Bektaşilik etrafında, özellikle kaza ve iller bazında kızılbaşları merkezi sistemlerde örgütlemişlerdir.
Horesan aynı zamanda, çok milletlerden oluşan büyük ve geniş bir bölgedir. Türk, Kürt, fars, Azeri, Peştu,  ermeni, vb milletlerden oluşmaktadır.
Bu gün kü yapısı değişmemiş aynı milletler ve inançlardan insan toplulukları mevcuttur.

Cevap #3 

yapımcı: Dogucan 25/02/2008 @ 21:35

Ekleyen: Dogucan 17/02/2008 @ 17:26bildiğim kadarı ile birde ERZURUM tekman ilçesinin köylerinde ŞADİ aşireti mensupları bulunmaktadır.

Cevap #2 

yapımcı: Cunan 25/02/2008 @ 21:34

Ekleyen: cunan 22/01/2008 @ 00:09bu çalışmada cunanlılar hakkında yeterince bilgi yok.ayrıca cunanlılar diyarbakırda varmış gibi gösterilmiş.aksine cunanlılar bingöl karlıova,tunceli ve kars yöresinde bulunmaktadırlar

Cevap #1 

yapımcı: Umut 25/02/2008 @ 21:33

Ekleyen: umut 04/01/2008 @ 18:27Şadi aşiretinin yazmadığınız bir kaç kolu daha vardır bunlardan bisisi GAZİOĞLULARIDIR. bingöl ve karakocanda çok tur. adınıda horasandan gelirken gaz tepesinden almaktadır.gaz tepesinin kürtçe adıda (çiyaye gazi)dir.gazilerde inançsal olarak büyük bir bölümü alevidir.geri kalan az bir kısmıda yaşadıkları yerlere ayak uydurmak için alevilikten dönmüştür.hanefi ve sunni dir.GAZİOĞLULARI gerçekte ulaşoğluları diye bilinir sonradan gazi lakapını almışlardır.gazileri genellikle göze ailesinden oluşmuştur.gözelerde kendi aralarında baya bi parçalanmıştır.Birde ulaşoğluları vardır. ulaşoğluları şadi aşiretinin ana kolu olarak ta söylenmektedir. --------------------------------------------------------------------------------


Gımgımın Adı , Halkı ve Bazı Köy Adlarının Tarihi Kaynakları
--

ÜYE GİRİŞİ

Tekrar Giriş Yap
---

Kullanıcı Adı:

Gizli Kodunuz (Şifrenizdir - Kimliğinizle Bağlantılı- Unutmayınız)


 Üye Sayısı 349 üye


Bağlı Kullanıcılar

( Hiçkimse )
ARAMA




ANKET
Sitemizi Nasıl Buldunuz.
 
Iyi
Daha iyi olabilir
Normal
Olumsuz
Sonuçlar
KİTAP KÖŞESİ
0012.jpg

0010.jpg
Kitap 1.jpg

Kitap 3.jpg

06082010507.jpg

kitap 2.jpg

0009.jpg

0008.jpg


GÜNCEL HABER



RSS HABER
^ Top ^